Zehirli ve Radyoaktif: Radon Nasıl Keşfedildi?

Periyodik tablonun altıncı periyodunda bulunan radon tıpkı diğer çoğu element gibi derslerde göz ardı edildi. İlk yirmi element ve önemli geçiş metalleri öğretilirken periyodik tablonun altındaki bu zavallılar hep yetim kaldı. Oysaki radon pek çok açıdan insanın ilgisini ve merakını cezbeden özelliklere sahipti. Depremle ve madenlerle ilişkisi zaten biliniyordu. Bir de bunun yanında sevgili radon kanserojen(?) bir maddeydi. Buna rağmen radyoaktif radon kanser tedavisinde kullanılıyordu. Bu nasıl mümkün olabiliyordu? Bu yazıda radonun kimyasal özelliklerini, keşfini, kullanım alanlarını ve daha pek çok şeyi öğreneceksiniz.

Radonun Özellikleri

Atom Numarası86
Grup18
Periyot6
Blokp
Erime Noktası202 K
Kaynama Noktası211.5 K
Yoğunluk( g/ cm-3)0.009074 
Oda Sıcaklığında Fiziksel HalGaz
Bağıl Atom Kütlesi222
ReaktiviteSoy gaz olmasına rağmen bileşik oluşturabilir

Radonun onlarca izotopu vardır fakat bunların çoğunun yarı ömrü birkaç saatten daha kısadır. Radon-222 3.8 gün ile en uzun yarı ömre sahiptir ve doğada en bol bulunan radon izotopu olma ünvanını taşır.

Radonun bilinen biyolojik bir rolü yoktur. Tam aksine akciğer kanseriyle alakalıdır.

Radon Nasıl Bulundu?

Radon, 1900 yılında Alman kimyager Friedrich Ernst Dorn tarafından keşfedildi. İlginçtir ki o sırada Friedrich radyumun bozunma zinciri üzerine çalışıyordu. Evvelsi yıl R. B. Owens ve Ernest Rutherford ise bir toryum numunesi üzerine çalışıyordu. İki bilim adamı numuneden sızan radyoaktif gazı tespit etti. Radonun kısa yarılanma ömrüne rağmen gaz tamamen bozunmadan birikmeyi başarabilmişti.

1902 yılında Ernest Rutherford ve Frederick Soddy sıvı havayı kullanarak radonun yoğunlaştırabileceğini Kanada’daki McGill Üniversite’sinde yaptıkları bir çalışmada gösterdiler. Devamında soy gazların bulunmasına büyük katkılarda bulunan William Ramsay da dahil oldu. Büyük kimyager meslektaşı Robert Whytlaw-Gray ile birlikte Londra’da yeterli miktarda radon toplayarak onun bazı özelliklerini belirledi. Bu çalışma sayesinde radonun bilinen en ağır gaz olduğu kaydedildi.

Ernest Rutherford Kaynak: New Zealand Geographic

İlk başta radona niton ismini verdiler. Latincedeki nitens kelimesinden türetilen bu sözcük ışıldayan anlamına geliyordu ve karanlık parlayan radona çok yakışıyordu. 1923 yılında ise radonun keşfine yol açtığı için ona radyumdan esinlenerek bugünkü radon ismini layık gördüler.

Friedrich Ernst Dorn Kaynak: Vikipedi

Kullanım Alanları

Radonun kullanım alanları sınırlıdır. Çoğunlukla jeoloji ve deprem uygulamalarında kullanılır. Asıl sürpriz olansa radonun tıbbi amaçlarla geçmişte kullanılmış olmasıdır.

  • Deprem tahminlerinde kullanılır. Yerkabuğundaki radyum ve uranyum bozunduğunda ortaya radon gazı çıkar. Fay hatlarındaki hareketlenmeler ya da gerginlikler radonun yüzeye sızmasına neden olur. Bu sızma düzenli olarak takip edilir ve bir anomali fark edilirse deprem riski olarak değerlendirilebilir.
  • Kanseri tedavi etmek amacıyla radyoterapi alanından kullanılmıştır. Küçük altın tüplere hapsedilen radon tümörlü hücrelere verilirdi.
  • Radyumu ve toryumu belirlemek için kullanılabilir.
  • Deneysel amaçlarla laboratuvarlarda kullanılabilir.

Geçmişte çeşitli amaçlarla kullanılmış olsa da radon kısa yarı-ömrü ve fiziksel hali yüzünden endüstride yerini kaybetti. Günümüzde radonun endüstride oynadığı büyük bir rol bulunmuyor.

Radon Hakkında İlginç Gerçekler

Sigaradan sonra akciğer kanserine en çok sebep olan faktör radondu. Her on ya da beş akciğer kanser vakasından biri radondan kaynaklanıyordu. Bu oran hiç de küçümsenecek seviyede değildi.

Yer altında çalışan madenciler yüksek dozda radona maruz kalıyorlardı. Bu nedenle bazı madencilerde aksiğer kanseri görülüyordu. Bu zaten geçmişten beri bilinen bir durumdu. Radonun kendisi direkt zararlı olmasa da radyoaktif halleri bozunup hücrelerimize ve DNA’mıza zarar verebiliyordu. Radon bozunduktan sonra oluşan katı parçacıklar akciğerimize yapışabiliyordu. Geçmişte radon ve akciğer kanseri arasında bir ters orantı olduğu düşünüldü. Düşük dozları aslında kanseri önleyebilirdi. Bu fikir güncel çalışmalarla beraber çürütüldü. Radonun ne kadar az dozda alınacağı belirsizdir. Buna rağmen ne ilginçtir ki bazı spalarda bağışıklığı güçlendirmek, solunum yollarını temizlemek ve ödemi azaltmak için normal dozun biraz üzerinde hastalara verilir. Örneğin Fransa’daki Le-Mont-Dore bu kaplıcalardan biridir.

Tabii radonun bu zararlı etkilerini daha iyi anlamak için yeni ve kapsamlı çalışmalara muhtacız. 2024 tarihli bu makalede de belirtildiği gibi disiplinlerarası çalışmalar elzemdir. Bu sayede radonun doğasını ve etkilerini daha iyi anlayabiliriz.

Kaynakça

  • Emsley, J. (2001). Nature’s building blocks: An A-Z guide to the elements. Oxford University Press.
  • Liu, Y., Xu, Y., Xu, W., He, Z., Fu, C., & Du, F. (2024). Radon and lung cancer: Current status and future prospects. Critical Reviews in Oncology/Hematology, 198, 104363. https://doi.org/10.1016/j.critrevonc.2024.104363
  • PubChem. (n.d.). Radon. PubChem. https://pubchem.ncbi.nlm.nih.gov/compound/Radon
  • Radon History – Radiological health. (n.d.). https://www.vdh.virginia.gov/radiological-health/indoor-radon-program/history/

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top