Gece gece ne yazsam acaba diye düşündüm. Muhtelif zamanlarda aklıma çeşitli yazı fikirleri üşüşüyor, bazılarını taslak haline getiriyorum, bazılarını ise unutuyorum. Düşünürken cümleler akıp gidiyor, adeta harikalar yaratıyorum ama iş bunları yazıya geçirmeye gelince o ihtişam bir anda sönüyor saman alevi gibi. Neden acaba? Buna kesin bir cevabım yok. Bazen bir yazma tutkusu geliyor sanırım. Şu ana kadar yetmiş üç tane yazı yayımladım ama hâlâ yetersiz. İki yüz yazı olsa yeterli olur mu? Sanmıyorum. Çünkü kendimi çoğu zaman yeterli bulmuyorum. Yazabildiğim kadar yazmak isterim. Her hafta bir yazı yazsam yılda 52 yazı eder. Düz hesap elli desek, on senede beş yüz yazı eder. Dile kolay ama kim oturup beş yüz farklı yazı yazar? Hem de bu devirde? Son üç senedir dil modellerinin ve yapay zekânın gelişimi ortada. Her bilgiyi onlara sorup elde edebilirsiniz. Onlarla konuşup dertleşebilirsiniz bile. Kim neden internette birilerini okusun ki? Ufak bir azınlık kalemini beğendiği yazarı takip etmeye devam eder sadece. Bu acı gerçeği bilmek bazen insanın azmini kırıyor. Gelgelelim ufak bir yorum ya da yapıcı eleştiri de insanı ayağa kaldırıyor, eyleme geçmesi için onu itiyor. Zaten atıl kalarak hiçbir şey başaramazsınız. Etraf bunca kıymetsiz yapay zekâ ajanının yazdığı ruhsuz yazılarla kuşatılsa bile özgün sesler üretmeye devam etmeliyiz. Zira bunlar belki de özgünlüğün son feryatları olacak. Bu konuda bir yazı yazmayı da daha geniş bir vakitte düşünüyorum. Düşüncelerimin daha derli toplu olduğu bir zamanda oturup bu yazıyı kaleme alacağım.
Zaman zaman ara vermek gerekiyor. Tek seferde yazıp bitirmek yerine arada okumak, tetkik etmek lazım oluyor. İnsan ilk kendi eleştirmeli yaptığı işi. Çalakalem yazılan bir parçayla titizlikle yazılan bir yazı arasında elbet bariz bir fark vardır. Bunu görmek için de usta olmaya gerek yoktur. Bu nedenle ortaya bir iş koyan kişi eleştirilere her daim açık olmalıdır fakat bu onun yanıt vermeyip susacağı manasına da gelmemelidir. Neticede eleştiri başkadır, laf kalabalığı başka. Sırf eleştirmek için eleştiren bir dolu insan var civarda. Ağız torba değil ki büzesin. Düşününce, bu hususta yazmak da şart oldu. Bunu da aklımın bir kenarına not edeyim.
Öylesine yazmak istedim bu sefer aklımda net bir konu olmadan. Yazma tutkusu baş gösterdi, kapımı tıklattı. Bazen böyle yapsam iyi olabilir belki. Sonraki yazıda görüşmek üzere.

