Gibi: Karanlık Güç Uyanıyor

Karanlık güç uyanıyor dendiğinde aklıma istemsizce Yıldız Savaşları( Star Wars) geliyor. Nitekim Güç Uyanıyor diye bir filmleri de var. Gibi’yi sadece ismen bilenler ya da shortslardan izleyenler bu başlığa bir anlam verememiştir. Gibi bir absürt komedi ve sitcom değil mi? Karanlık güç ne alaka? Büyü mü acaba? Hayır, bu karanlık güç ve bölüm yine Gibi’ye yakışan bir saçmalık seviyesinde. Millete gofret aldıran, Emrullah Bey’e İspanyolca konuşturtan bu “şey” basit, sıradan bir anaokulu temeli yüzünden hortlamıştır.

Nasıl Uyandı?

Bölümün başında ana karakterlerimiz Yılmaz ve İllkan oturup sohbet etmektedir. Mahallelerinden gelen hilti sesinden rahatsız olurlar ve bunun üzerine bir muhabbet döner. Bizim şahsına münhasır Yılmaz yine aykırı ve ilginç bir fikirle çıkagelir: Hilti sesi dayanılmazdır. Bu yüzden bu sesi duyanlara belediye para ödemelidir. Çünkü bu ses diğer inşaat sesleri gibi değildir. Tam o sırada mahallede bir bağırış kopar, insanlar oraya doğru gitmeye başlar. Anaokulu inşaatında bir olay olmuştur. Bizimkiler kalkıp ne olduğuna bakarken de Yılmaz’ın tablosu duvardan düşer. Bu bir işaret midir? Mahallenin meşhur eğitimcisi Ümran Hanım bizimkilerin kapısını çalıp onları apartman toplantısına davet eder. Apartman yönetimi toplantısı vardır karanlık güç için. Herkesten ne görüp ne duyduğunu anlatması istenir. Yılmaz buna bir anlam veremez ve makul bir insan olarak bu toplantıyı sorgular. Sıradan bir anaokulu inşaatı temeli nasıl doğaüstü kavramlarla ilişkili olabilir? Tabii insanlar böyle anlarda kendilerini bir yere ait hissetmek ister ve topluma uyar. Yılmaz hariç kimse çıkıp da “Ya biz ne yapıyoruz?” demez. Bizim babası meçhul 89 iq İlkkan da jet hızıyla topluluğa ayak uydurur ve hemen onlara katılır.

İlk olarak Asiye Hanım rüya gördüğünden falan bahseder. Rüyada ondan emin oldukları söylenmiştir ve bunun karanlık güçle alakalı olduğunu iddia eder. Zaten bu yaşlılar her ne hikmetse hep bu tarz rüyalar görürler. Neden acaba?

Apartman yöneticisi Ercan Bey çevre binalarda çok fazla çıldırma vakası olduğunu söyler. Hatta İlkkan da bir an çıldıracak gibi olmuştur. Yılmaz şaşırır ve ne ara diye arkadaşına bakar. İlkkan münasip olmayan yerinden uyduruyordur. Daha karanlık güçle tanışmadan ne ara çıldıracak gibi olmuştur? Maksat bukalemun gibi topluma uymaktır. Ayrıca kasapta gördüğü kellelerin kendisini izlediğini savunur. Halbuki kelleler zaten insana dik dik bakar. İnsan neye inanmak isterse onu görür işte.

Bölümün en komik ve belki de ikonik sahnesi Emrullah Bey’in İspanyolca konuştuğunu iddia etmesidir ve bunu da karanlık güce bağlar. Sabah kalktığında bir anda konuşabilmeye başlamıştır, sanki zihnine yüklenmiştir bu dil. Yılmaz buna inanmaz ve adamın konuşmasını talep eder. Emrullah Bey konuşur. Yılmaz Emrullah Bey’in ne söylediğini orada bulunanlara sorar. İlkkan: ” Abi ne dediğinin ne önemi var, konuşuyor işte.” der. Yılmaz da “Atıyor oğlum, atıyor!” der. Kendisi İspanyolca bilmiyordur ve orada bulunan başkası da bu dile vakıf değildir. Sonra şu efsane ve özlü sözü söyler: “Kimsenin hiçbir şey bilmediği yerde bir insan her şeyi bilebilir.” Bu cümle komik olduğu kadar düşündürücüdür de. Hatta bu söz üzerine yeni bir deneme bile yazabilirim ilerde.

Karanlık Güç Nasıl Durduruluyor?

Mahallenin çoğu bu çıldırmaya katılır ve karanlık güçten korkar. Peki, buna karşı nasıl önlem alırlar? Bu vampir değil kurt adam değil. Ne olduğu bilinmeyen kadim bir güç. Gibi’den beklediğimiz saçmalıkta bir önlem alırlar: Tuz. Normal tuzu binanın girişlerine ve pencerelerin etrafına serperler. Bunla da yetinmeyip gofret yemeye başlarlar. Gofretin hangi bileşeni bu karanlık güce karşı koyar acaba? Bu tedbirlere rağmen karanlık güç sözde felaketlerine ve musallatlarına devam eder. Asiye Hanım’a tecavüz girişiminde bulunur, kuaförün sigortasını attırır ve birini kör bırakır. Emrullah Bey Yılmaz ve İlkkan’a çıkışır. Gençliklerine güvendiklerini söyler.

Tipinde dolandırıcı olduğu belli olan Nebukadnezar lakaplı Caner Bey karanlık güç uzmanı olarak teşrif eder ve mahalleye gelir. Bu karanlık güçle nasıl baş edileceğini iyi biliyordur. Ne var ki Yılmaz onun web sitesini bulur ve foyasını ortaya çıkarır. Toplantı sırasında yaşadıkları bu durumun toplumsal histeri olduğunu söyler. Yani bu yaşananların bilimsel bir açıklaması vardır. Nitekim geçmişte de benzer çıldırma vakaları yaşanmıştır. Laubali ve alaycı bir dille Yılmaz bunu apartman sakinlerine anlatır ve bölüm sona erer, karanlık güç defteri kapanır.

Yazarın Notu

Gibi’nin neredeyse her bölümünü izledim. Geçen kardeşim tekrar izleyince aklıma bunu yazmak geldi. Epey komik bir bölüm olmasına rağmen diğerleri kadar ilgi görmedi bence. Bölüm kısa olduğundan dolayıdır belki. Şahsen benim beğenmediğim Gibi bölümü epey az.

Ayrıca bu bölüm bize kitlelerin akıl almaz olaylara ve kavramlara nasıl çabucak inanabildiğini gösteriyor. Feyyaz Yiğit hem düşündürüp hem öğüt veriyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top