Muz Sarıdır Diyen Eleştiri Kanalları

Son zamanlardaki “Neo Toprak Skandalı” ile aklıma böyle bir yazı geldi. Eleştiri kanalları neden vardı ve neye hizmet ediyorlardı? Nereden türemişti bunlar? Özgün bir içerik üretiyorlar mıydı? Bunun gibi birçok soru hepimizin aklına zaman zaman gelmiştir. Özellikle bir süre önce gündeme gelen Neo Toprak ile beraber bir kez daha bu eleştiri kanalı konseptini izleyiciler olarak sorguladık. Bir dönem hepimiz bunları izlemiştik ama bu tarz içeriklere gerek var mıydı? Bence eleştiri kanalları ağır eleştirileri hak ediyor. Bu sefer de biz onları eleştirelim ama yapmacık olarak değil. Bu eleştiri sert ve yıkıcı bir eleştiri olacak.

Eleştiri Kanalları Nasıl Ortaya Çıktı

İlk eleştiri kanalları Yorekok ve Carry Potter idi. Günümüzdeki haleflerinden daha farklıydılar ve daha önemlisi de bu ikisi daha özgündü. Eleştiri kanallarının konsepti belliydi ve hiç şaşmıyordu. Gündemdeki herhangi bir olayı arka plana bir oyun videosu koyarak yüzünü göstermeden birkaç dakika içinde eleştirmek. Videoların çoğu zaten belli bir süreyi aşmıyordu çünkü izleyicilerin (daha doğrusu dinleyenlerin) yarım saat izlemeye dayanacak kadar bir iradesi yoktu. Odak süreleri kısaydı. Bunu bildikleri için de arka plana sürekli kendini tekrar eden bir oyun koyuyorlardı. Bu oyunlar bile değişmiyordu ve aynıydı. Genelde Counter-Strike, Valorant ya da başka bilindik oyunlar vardı. Bu sayede yüzlerini de göstermiyorlardı ve kısmen anonim kalabiliyorlardı. Bir taşla birkaç kuş vurmuş oluyorlardı yani.

Yorekok’u ve Carry Potter’ı hiç izlemediğim için onları eleştirmeyeceğim çünkü buna hakkım yok. En azından ben böyle düşünüyorum fakat bildiğim kadarıyla onların daha özgün olduğunu ve orta yolcu olmadığını biliyorum. Kendi fikirlerini ifade edebiliyorlardı ve sizlere yeni bir bakış açısı katabiliyorlardı. En azından ben böyle duydum. Bu ikisini de özgün bulmayanlar vardı tabii. Bu ikisinden sonra ise meşhur Neo Toprak geldi. Neo Toprak, selefleri kadar kendi fikirlerini büyük bir hevesle dile getirmiyordu. Aksine, genelde aşikâr olan gerçekleri tekrarlıyordu. Toplumun kabul göreceği sözleri sarf ediyordu ve iki tarafı da kızdırmayacak laflar ediyordu. Kimseyi kızdırmayan sözler birer eleştiri sayılabilir miydi? Sonrasında “Sadece Enes” ortaya çıktı ve o da aynı şekilde içerik üretmeye başladı fakat o aynı zamanda haber kanalı olduğunu da iddia ediyordu. Daha da sonra Beyaz Kurt, Juadis ve diğerleri meydana çıktı ve eleştiri kanallarının sayısı arttı.

Ucuz İçerikler

Girişte de belirttiğim gibi, eleştiri kanalları izleyenlere elle tutulur bir içerik sunmuyorlardı. Toplumu ilgilendiren bir konu hakkında çoğunlukla orta yolcu bir tavır takınıyorlardı. Söyledikleri şeyler de zaten bariz gerçeklerdi. Bence taciz kötüdür demenin bir anlamı yok. “Arkadaşlar iyi iyidir kötü kötüdür.” diyip videoyu kapatıyorlardı. Tacizin kötü olduğunu, muzun sarı olduğunu ve daha tonla şeyi sanki biz bilmiyorduk. Allah razı olsun, Neo Toprak ve Sadece Enes abim bunları bize öğretti. Onlar bizi büyüttü, yetiştirdi ve bu hâlimize getirdi. Buna cidden inananlar olduğu gibi, Neo Toprak’a göre kendisi gerçekten bir nesil yetiştirmiş. Sıradan bir Youtuber nasıl bir nesil yetiştiriyor, gerçekten merak konusu. Yine de şöyle bir algı vardı izleyenlerin bir kısmında: Neo yine iyi içerikler üretebiliyor, Sadece Enes ve diğerleri gibi değil. Niyeyse Neo’nun kitlesi böyle bir ayrım yapıyordu.

Benim anlamadığım bir nokta vardı: Bu kanalların hepsinin konusu ve ortaya çıkış amacı üç aşağı beş yukarı aynı değil miydi? Nasıl birini gömerken diğerini övebilirlerdi? Aynı olayları yorumluyordu Neo Toprak ve Sadece Enes. İkisi de toplumu kızdırmayacak, orta yolcu yorumlar yapıyordu. Sadece Enes, Neo’dan daha geç bu işe girdiği için mi suçluydu? Bunun birkaç nedeni vardı ama en önemli sebebi Sadece Enes’in siyasi görüşleriydi. Kendisi liberal bir insandı ve bazı görüşleri yüzünden bilhassa muhalif gençler tarafından sevilmedi. Bir de zaten dediğim gibi, o bu işe sonradan girmişti. Bir bakıma o ucuz bir taklit gibiydi. Eleştiri kanalları insanlara yeni bilgiler kazandırmıyordu. İnsanlar Neo Toprak’ın yorumlarını ve kendi düşüncelerinin benzerini duymayı seviyordu. Tekrardan başkasının bunları dile getirmesine, tabiri caizse, papağan gibi tekrarlamasına lüzum yoktu. Belki de bu yüzden Sadece Enes bu denli sevilmiyordu.

Eleştiri Kanalları ve Kanaat Önderliği

Ben de bir ara hem Neo Toprak hem Sadece Enes izlemiştim lisedeyken. Birkaç videodan sonra Neo’yu dinlemek epey hoşuma gitmişti çünkü kolay bir dopamin kaynağıydı. Ekrana bakıp sadece dinliyordunuz. Düşünmenize gerek yoktu ve hoşunuza giden şeyler söylüyordu, sizin yerinize o düşünüyordu. Düşünceniz başkasıyla benzer olunca mutlu hissediyordunuz, özellikle de ergenlik döneminde. İnsanların pek çoğu onaylanmayı ve kabul görmeyi ister. Kendini bir gruba veya bir yere ait hissetmek ister. Ergenlik çağı ise fikirlerimizin yavaş yavaş oluşmaya başladığı zamandır. Eleştiri kanalları bu süreçte bazı çocukları ve ergenleri şekillendirdi. Nitekim bunları izleyip kendilerini yaşıtlarından farklı sanan kardeşlerimiz mevcut.

Neo Toprak bir nesli büyüttüğünü söylemişti son videosunda. Peki, o büyüttüğü nesle tam olarak ne kattı? İnsanlıktan utanmama challenge serisi ne gibi bir fayda sağladı çocuklara? Hangi erdemi öğretti çocuklara? Kaç tane çocuğu okuttu, büyüttü? Onlara tam olarak nasıl bir destekte bulundu? Çıkıp konuşarak destek olunuyorsa, İnternette kanaat önderinden bol ne var. Gırla kanaat önderi var ve hepsi de ‘Ben bir nesil büyüttüm’ diyebilir. Yayıncılar da birer kanaat önderidir gençlerin gözünde. Jahrein, Elraeen ve Pintipanda yıllardır yayıncılık sektöründedir. Yaptıkları icraat ise pratikte sıfırdır. Topluma herhangi bir pozitif değer kazandırmazlar. Böyle bir iddiaları olduğunu da düşünmüyorum. Amaçları, biz gençleri biraz olsun eğlendirip güldürebilmek. Ekran başında oyun oynayarak toplum mühendisliği yapılmaz. Jahrein ve Panda en azından toplumsal olaylarda ses çıkarırken, Elraeen susmayı tercih etmiştir. Kendi kararıdır.

Eleştiri kanalları hakkında bir kâr-zarar hesabı yapıldığında, artı yönde pek de ağır basmaz sanki o terazi. Üstüne üstlük, Neo Toprak’ın son videolarıyla beraber kendisinin bir uyuşturucu müptezeli olduğunu öğreniriz. Kendisi bunu saklamıştır ve hiçbir zaman özendirmemeye çalışmamıştır lakin kendisi ne kadar samimidir? Eylem ile söylemi aynı olmayan birine güvenebilir miyiz? Bir de hâlâ gidip milletten para topluyor ve bunu hastane masrafları için yaptığını söylüyor. Eleştiri kanalları size bir şey katmadığı gibi paranızı da yemiş oldu. Neo Toprak mevzusu için zaten ayrı bir yazı gerekir, zira uzun.

Sadece Enes ise eleştiri kanalı olmaktan çok bir haber ve gündem kanalı oldu artık. Kendisi yurt dışına taşındı ve oradan içerik üretiyor artık. Gündemle alakalı videolar yapıp paylaşıyor. Belki kendince hâlâ bu topluma bir şeyler katmaya çalışıyor. Kendisini takip etmiyorum ve beni de ilgilendirmiyor. Kendisini kanaat önderi bellemediği sürece istediği içeriği özgürce üretip paylaşabilir.

Beyaz Kurt ve Diğer Eleştiri Kanalları

Beyaz Kurt ve diğerlerine ise çok değinmedim çünkü onlar bu piyasada yeniler. Zaten ortaya karışık içerik üretiyor ve ne olduğu tam belli değil. Birkaç yıldır önüme düştükçe arada izliyorum. Son zamanlarda neredeyse bıraktım. Eskiden Growtopia ile ilgileniyordu fakat şimdi bu eleştiri ve haber kanalı işine sardı. Kalan eleştiri kanallarını ise ben bilmiyorum ve bilmediğim kişileri de eleştiremem. Dediğim gibi, Beyaz Kurt’u izlemiştim ve gündemi kısaca takip etmek isteyen insanların işine yarayabiliyor. Ne var ki, o bundan fazlası değil. Eğer diğer kanalları da izlersem ve üzerine biraz düşünürsem, o zaman onlar hakkında da yazabilirim. Günün sonunda ben de herkesin bildiği şeyleri kendi üslubumla burada yazdım. Aklıselim insanlar ne yapacaklarını iyi bilirler. Eğer kendine kanaat önderi arayan küçük kardeşlerim varsa, onlar için en iyi önder kitaplardır. Kendileri düşünüp eleştirsinler ve öğrensinler. Çocuklara ve gençlere bunları aşılayarak bir nesil büyütürsünüz, arka plana oyun videosu koyup boş boş konuşarak değil.

Yazarın Notu

Yaklaşık bir yılın ardından yazıyı ufak da olsa güncelledim. Kalemim geliştikçe bu yazıyı daha da iyi bir hale getireceğim. Eleştiri kanallarını eleştirirken onların düştüğü hataya düştüğümü söyleyenler oldu. Onları dikkate alacağım ileride. Yazıyı güncelleme sebeplerimden birisi de Juadis’in gündem olması. Açıkçası kendisini neredeyse hiç izlemedim. Özgün olduğunu da zaten düşünmüyorum. Kendisini izlemeden sağlıklı bir eleştiri yapamam fakat kendisini bana izletebiliyor mu? Bütün mesele bu. Son videosunda benim de sıkça kullandığım Reddit’e epey bir sallamış. Haklı bulduğum tarafları olsa da sonuçta ben de bu camiadan bir insanım. Bize salladıysa bu konuda bir yazı yazmak da bize düşer.


Abdurrahman ATABAŞ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

“Muz Sarıdır Diyen Eleştiri Kanalları” için 2 yorum

  1. Yani eleştiri kanallarının çoğu boş gerçekten ortaya zaten herkesin kabul edip varsaydığı fikri atıp eleştiri diye sunuyorlar ve aptal çocuklar bunlara etkileşim verince parayı kırıyorlar.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top